29 Temmuz 2017 Cumartesi

Dunkirk (2017)

                                   ''Kazanmak değil, kaybetmemek zaferdi.''
                          
Yönetmen : Christopher Nolan
Yazar : Christopher Nolan
Oyuncular : Tom Hardy, Mark Rylance

         Filme giderken her sinemasever olarak benim de yüksek beklentim vardı. Bu beklentimin nedeni ise Nolan, Zimmer ikilisinin karşımıza bir savaş filmi ile çıkacak olmasıydı elbette.
Nolan sineması karakterden değil senaryodan beslenir. Sonunda ise sizi ucu bucağı olmayan düşünceleriniz ile baş başa bırakır. Film karşısında kendinizi çaresiz hissedersiniz. Dunkirk ise zaten yönetmen tarzı olarak karakterleri yüzeysel kalan fakat yönetmenin diğer yapımlarının aksine senaryo tarafından da etkilemeyen bir yapım olarak çıkıyor karşımıza. Bunun sebebi ise tarih filmi olması elbette. Hikayesi ve sonu belli. İnsanlar henüz biletlerini almadan o sahilden 300 bin askerin kurtulacağını biliyorlardı. İşte bu sebepten yapım Nolan’ın tarzının dışında kalmış.
Dunkirk için yönetmenin şu ana kadar tarihsel yaşanmışlığı en çok hissettiren savaş filmini bizlere sunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Dunkirk'te bulunan 400.000 askerin içlerindeki o ufacık kurtulma umuduna tutunmaları, izleyicilere çok etkileyici ve gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Karada, denizde ve uçakta çekilen sahneler seyircinin filmi ve anı hissetmesini sağlıyor.
Film için; ilk sahnesinden son sahnesine kadar hareketli, aksiyonun ve gerilimin filmin genelinde yüksek düzeylerde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunda sahnelerdeki görselliğin üst düzey olması kadar Hans Zimmer’ın film müziğinde bir başyapıt ''daha'' ortaya koymasının büyük payı var. Filmin müziği ilk dakikadan son dakikaya kadar kesintisiz devam edip sizi tetikte tutmayı o kadar iyi başarıyor ki kendinizi koltuğa yapışmış ve terler içinde bulabiliyorsunuz.

         
           Savaş filmlerinin insanlar üzerinde büyük etkiler göstermesinin başlıca sebebi dram faktörüdür. Dunkirk’te ise bu etkinin kaynağının dramdan ziyade gerilim ve görsel zenginliği olduğunu söyleyebiliriz. Fakat dramın her ne kadar arka planda kalmasına rağmen kendisini sahne bazında ani yükselmelerle sıkça hissettirdiğini söyleyebilirim.
Sahnelerdeki üstün görselliğe de bir parantez ayırmak istedim. O kadar gerçekçi ve ön planda ki film sırasında kendinizi istemsiz bir şekilde nefesinizi tutmuş bir halde bulabiliyorsunuz. Bunda yönetmenin payı çok büyük. Görselliğin bu kadar ön planda olmasında tabiiki de repliklerin sayısının ve uzunluğunun çok kısıtlı olmasınında payı var. Nolan’ın bir filminde ilk defa repliklere bu kadar az başvurduğunu görüyorum.


Sergilenen oyunculuğun ise ‘İlk deneyimi olan Harry Styles dahil’ gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Burada bir parantez de Mark Rylence için açmak istiyorum. Rolünü o kadar benimsemiş ki replik ve mimikleri dışında seyircilere aklından geçenleri bile hissettirebiliyordu. Bu kadar büyük bir oyuncunun ilerlemiş yaşında keşfedilmesi sektör adına üzücü olmuş.
Son olarak film, benim ilk paragrafta bahsettiğim yüksek beklentimi yönetmenin tarzının dışında kalması nedeniyle tam anlamıyla karşılayamadı. Buna rağmen Dunkirk için senenin en iddialı filmlerinden biri olacağını kesinlikle söyleyebilirim. Hala sinemadayken bu görsel zenginliği ve yüksek gerilimi beyazperde de hatta imkanınız varsa IMAX’te izlemenizi şiddetle öneriyorum.


Imdb: 8.5                                                    Filmagnet : 8


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder